Ölümle birlikte miras; Kanun’da belirtilen kurallar dâhilinde ölenin yasal mirasçıları arasında paylaştırılır. Ancak bu her zaman için kolay bir iş olmayabilir. Mirasbırakan ölmeden önce malvarlığının bir kısmını bazı mirasçılara ya da mirasçı olmayan 3. kişilere devretmiş olabilir ya da vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenleyerek mirasçı olmayan kişileri mirasçısı atayabilir, bazı mallarını mirasçılara ya da 3. kişilere bırakabilir. Mirasbırakanın bu türlü tasarruflarda bulunması Kanun’da sayılan yasal mirasçıların haklarına zarar verebilir. Bu yazıda tenkis nedir, tenkis davası nedir, tenkis talebi ve tenkis davası nasıl açılır konuları incelenecektir.

Tenkis davası ve miras hukukuna yönelik sorularınızda bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz

İlgili Konu Başlıkları:

  • Tenkis nedir?
  • Tenkis davası nedir?
  • Tenkis talebi
  • Tenkis davası nasıl açılır?
  • Tenkis ne demek?

Tenkis Nedir?

Mirasbırakan ölmeden önce yaptığı ya da vasiyetnamesi ile yapılmasını istediği bazı bağışlamalar ve devirlerle, mirasçıların miras haklarına tecavüz etmiş olabilir. Bunun gibi ihlal ve tecavüzleri önlemek maksadı saklı paylı mirasçılar tarafından bu tür tasarrufların azaltılması talebine tenkis denmektedir.

Saklı Pay Nedir?

Kanunumuz yasal mirasçılardan bazılarını özel bir konuma taşımış ve onları saklı paylı mirasçı, miras paylarının bir kısmını da saklı pay ilan etmiştir. Mirasbırakan saklı paylı mirasçıların saklı paylarına dokunamaz. Bu payları başkasına bağışlayamaz. Miras olarak bırakamaz. Aksi halde mirasın açılmasının ardından saklı paylı mirasçılar saklı paylarının kendilerine iadesini yani tenkisini talep edebilir.

Örneğin mirasbırakanın tüm malvarlığını oğulları arasında paylaştırması ve kızlarına hiçbir şey bırakmaması halinde saklı paylı mirasçı olan kız çocukları saklı paylarının tenkisini talep ve dava edebilirler.

Tenkis talebi ve davasının merkezinde saklı payın korunması yatmaktadır. Saklı pay, bazı yasal mirasçılara tanınmış olan ve mirasbırakanın üzerinde tasarruf edemediği miras hissesinin bir kısmıdır.

Saklı paylı mirasçı ise, Kanun’da kendilerine saklı pay hakkı tanınmış olan mirasçılardır. Bunlar; ölenin alt soyu (çocukları, torunları, torunların çocukları vd.), ölenin ana ve babası ve sağ kalan eşidir. Buna karşılık kardeşler, kardeş çocukları, büyük anne ve babalar yasal mirasçı olmalarına rağmen saklı paylı mirasçı değildirler.

Saklı paylı mirasçıların miras haklarının tamamı saklı pay değildir. Kanun’a göre;

  • Alt soyun saklı payı miras hakkının yarısıdır.
  • Ana-Babanın saklı payı miras hisselerinin dörtte biridir.
  • Sağ kalan eşin saklı payı ise kiminle birlikte mirasçı olduğuna göre farklılık göstermektedir. Sağ kalan eş mirasbırakanın altsoyu ya da ana-babası ile mirasçı olduysa miras hakkının tümü saklı paydır. Diğer hallerde ise saklı payı miras hakkının dörtte üçüdür.

Mirasçıların saklı paylarını ve mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı hesaplayabilmek için öncelikle saklı paylı mirasçılar belirlenmeli ve bunların yasal miras hakları hesaplanmalıdır. Akabinde ise saklı pay oranlarına göre, saklı paylı mirasçıların yasal miras hakları üzerinden saklı payları hesaplanmalıdır.

Tenkis Davası Nedir?

Ölenin sakla paya tecavüz eden tasarruflarının (bağış ve devirlerinin) bu tecavüz oranında indirilmesi ve bu indirilen kısmın saklı paylı mirasçılara iade edilmesi talebi ile açılan davalara tenkis davası denmektedir.

Dolayısıyla miras malı yasal sınırları aşan şekilde devredildiyse, hakları ihlal olan kişi tenkis davası açabilecektir.

Tenkis talebi ölenin vasiyetname ya da miras sözleşmesi ile yaptığı bağışlamalar için ileri sürülebileceği gibi Kanun’da sayılan durumlarda ölmeden önce yaptığı bazı bağışlamaların da iadesi istenebilir.

Mahkemenin tenkis kararı ile birlikte saklı payın tamamlanabilmesi için bazı malların veya belli bir miktarda paranın saklı paylı mirasçılara verilmesi hüküm altına alınır.

Ölenin saklı payı aşan tasarruflarına karşı tenkis davası açmak bir zorunluluk değildir. Mirasçıların mirasbırakanın son arzu ve isteklerine saygı duyması mümkündür. Bu sebeple saklı paylı mirasçılar mirasın açılmasından sonra tenkis davası açma hakkından feragat edebilirler. Bunun için bir karşılık isteyebilirler.

Örneğin mirasbırakan tek evini sağ kalan eşine bıraktıysa çocukları tenkis davası açma hakkından feragat edip sağ kalan eşten bir miktar para talep edebilirler.

Tenkis Davasını Kimler Açabilir?

Tenkis talebi hakkı saklı paylarını alamayan mirasçılara aittir. Davacılar tenkis davası açarak mirasbırakan tarafından yapılmış olan ve saklı paya tecavüz eden bağışlamaların bir kısmının veya tamamının alınarak, saklı payını tamamlamak üzere kendisine verilmesinin isteyebilir. Buna karşılık, gerek vasiyetname ile gerekse mirasbırakanın sağken yaptığı bağışlamalarla saklı payın değerine eşit bağış alan mirasçılar tenkis talep edemezler.

Saklı payı ihlal olan birden çok mirasçı olduğu takdirde ayrı ayrı ya da birlikte dava açılabilir.

Hakkı ihlal edilen saklı paylı mirasçı dava açamadan önce ölürse tenkis davası açma hakkı mirasçılarına geçer.

Bazı hallerde saklı paylı mirasçıların alacaklılarının da dava açma hakkı vardır. Mirasçı borçlarını ödemekten acizse ve saklı payı ihlal edildiği halde dava açarak hakkını aramıyorsa tenkis davasını saklı paylı mirasçının alacaklısı onun yerine açabilir. Alacaklıların bu davayı açmadan önce ödemeden aciz belgesi alması ve tenkis davası açması için mirasçıya ihtar çekmiş olması gerekir. İhtara rağmen dava yine de açılmazsa dava açılır.

Saklı paylı mirasçılar Kanun’da sayılan sebeplerden biri ile mirastan men edildiyse (ıskat), mirastan feragat ettiyse ya da mirastan yoksunluk hallerinden biri mevcutsa tenkis davası açamaz.

Tenkis Davası Kime Karşı Açılır?

Tenkis davası, saklı payı ihlal eden bağışlamaları alan kişilere karşı açılır. Bunlar lehine belirli mal bağışında bulunulmuş kişiler ya da atanmış mirasçılardır. Bağışlamayı alan kişi başka bir saklı paylı mirasçı ise dava bağışı alan saklı paylı mirasçıya açılır.

Peki Bağışlanan Malı Alan Kişi Tenkis Davası Açılmadan Önce Bu Malı Satarsa Saklı Paylı Mirasçı Hakkını Nasıl Alacaktır?

Tenkise tabi bağışlamayı alan kişi, bağış konusu malları üçüncü bir kişiye satarsa saklı paylı mirasçı malı satan alan kişiye karşı tenkis davası açamaz. Ancak bağışlanan mal sırf tenkis davasının sonuçlarından kaçınmak için kötü niyetli olarak satıldıysa (muvazaalı olarak ya da inançlı temlikle) tenkis davası malı satın alan kişilere karşı da açılabilir.

Tenkis Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Tenkis davası açmak isteyen mirasçı, ölenin son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe ile başvurmalıdır.

Tenkis Davası Zamanaşımı

Tenkis talebi ancak mirasbırakanın ölümünden sonra açılabilir. Mirasbırakanın ölümünden sonra tenkis davası açmak isteyen mirasçıların bu davayı kanunda sayılan süreler içerisinde açması gerekir. Aksi takdirde dava açma hakkı düşer.

Kanuna göre; “Tenkis davası, mirasçının mirasbırakanın ölümünü ve saklı payının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Mirasçı bunları öğrenemediği takdirde on yıllık hak düşümü süresi geçerli olur. Yani mirasçı saklı payının ihlal edildiğinden hiç haberdar olmasa bile, mirasbırakanın ölümü ya da saklı pay vasiyetname ile ihlal edildi ise vasiyetin açılması tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle dava açma hakkı düşer.

Miras Bırakanın Yaptığı Bağışlamalardan Hangileri Tenkis Edilebilir?

Miras bırakanın vasiyetname ya da miras sözleşmesi ile yaptığı mirasçı atama, mal vasiyeti, vakıf kurma gibi tasarruflarının hepsi saklı payı ihlal ettiği ölçüde tenkis edilebilir. Burada önemli olan miras bırakanın sağken yaptığı bağışlamalardan hangilerinin tenkise tabi olduğudur.

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağışlamaların hepsinin tenkisi istenemez. Aksi halde bu durum kişilerin kendi mal varlığı üzerinde yapabileceği tasarrufları büyük ölçüde sınırlar. Kanunda mirasbırakanın hangi tür bağışlamalarının tenkise tabi olduğu sayılmıştır. Bunlar;

Mirasta denkleştirme dışında kalan ve miras hissesine mahsuben yapılan bağışlamalar:

Bu tür bağışlamalara çok sık rastlanır. Mirasbırakanın genellikle çocukları ya da torunları lehine bu tür bağışlarda bulunduğu görülür. Bu kazandırmalar, yasal mirasçılara miras hissesinin karşılığı olarak verilen para ve mallardır. Mirasbırakanın miras hissenin karşılığı olarak yasal mirasçının borcunu ödemesi, kızına alışılmışın dışında bir çeyiz vermesi ya da iş kurmak isteyen oğluna kuruluş sermayesi vermesi de bu tarz bir bağışlamadır.

Bu tür bağışlamaların tenkise tabi olabilmesi için mirasta denkleştirme kapsamınsa bulunmamaları gerekir. Mirasta denkleştirme ancak mirasçılar arasında mümkündür. Örneğin mirasbırakanın iki çocuğundan birine iş kurması için kuruluş sermayesi vermesi ve diğer çocuğuna bu tarz bir yardımda bulunmaması halinde, mirasbırakanın ölümünün ardından yardım almayan çocuk mirasta denkleştirme isteyebilir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bu tarz bir bağışlama tenkis edilmek yerine mirasta denkleştirme hükümleri uygulanır.

Ancak Kanun’da sayılan bazı hallerde mirasta denkleştirme kurallarının uygulanması mümkün değildir. İşte bu durumlar da tenkis davası açmak gerekir. Bu haller: Mirasbırakanın sağken bağışlama yaptığı mirasçısının mirasbırakan öldükten sonra mirastan men edilme, mirastan yoksunluk gibi sebeplerle mirasçı olamaması ve mirasbırakanın mirasta denkleştirme yapılmamasını emretmesi halleridir. Bu durumda denkleştirme yapılamaz. Saklı payı ihlal edilen mirasçının tenkis davası açması gerekir.

Miras haklarının önceden tasfiyesi maksadı ile yapılan kazandırmalar:

Mirasbırakan ölmeden önce mirasçılardan biri bir miktar mal veya para karşılığında miras hakkından feragat ettiği durumlarda verilen mal ya da para saklı paylı mirasçıların paylarını ihlal ettiği ölçüde tenkise tabidir.

Mirastan feragat eden kişinin saklı paylı mirasçıların tenkis talebi karşısında bir seçim hakkına sahiptir. İsterse saklı payı ihlal eden miktarı para olarak öder. İsterse mirastan feragat için aldığı bağışlamayı tamamen iade eder ve mirasçı olarak paylaşmaya katılır.

Mirasbırakanın adet üzerine verdiği hediyeler dışında dönme hakkını saklı tuttuğu bağışlamalar:

Mirasbırakan sağlığında bir bağışlama yapmış fakat bu bağışlamadan dönme hakkını saklı tutmuşsa tenkis talep edilebilir. Buna karşılıkKanunumuza göre olağan hayatın akışı içinde verilen hediyeler tenkise tabi değildir. Mesela mirasbırakanın düğünlerde, doğum günü ya da bayramlarda verdiği normal hediyelerin ya da ahlaki bir amaçla verilen hediyelerin ya da yardımların tenkisi istenemez.

Mirasbırakanın ölümünden önceki 1 yıl içinde yaptığı bağışlamalar:

Mirasbırakanın ölmeden önceki son 1 yıl içinde yaptığı bağışlamaların tenkisi mümkündür.

Saklı pay kurallarını ortadan kaldırmak maksadı ile yapıldığı açık olan bağışlamalar:

Burada kastedilen mirasbırakanın saklı payları ihlal etmek için mal varlığını bağışlamasıdır. Bağışlamayı alan kişilerin bağışın saklı payı ihlal için yapıldığını bilip bilmemesinin bir önemi yoktur. İlk tenkis edilecek şey bağışlamalardır. İkincisi değerinin altında yapılan satışlar (karma bağışlamalar), üçüncüsü ise muvazaalı devirlerdir. Yani mirasbırakanın bağışlamak istediği bir malı satış gibi gösterdiği durumlarda bağışlama işlemi geçerli kabul edilirse tenkise tabi olur. Taşınmaz muvazaası buraya girmez. Mirasbırakan bağışlamak istediği bir taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak maksadı ile tapuda satmış gibi göstermişse burada satış işlemi hükümsüz olduğu gibi bağışlama da hükümsüzdür. Bu mal tapu iptal tescil davası açılarak terekeye dâhil edilir ve miras kurallarına göre paylaştırılır.

Mirasbırakanın üçüncü kişiler lehine yaptığı sigortalar:

Mirasbırakanın ölümünden sonra sigorta tazminatı alabilmesi için üçüncü bir kişi lehine yaptığı sigorta için ödediği primler tenkise tabidir.

Tenkis Davası Dilekçe Örneği

Tenkis davası Asliye Hukuk Mahkemesi’ne verilecek tenkis talepli bir dilekçe ile açılır. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız üzere tenkis hesaplaması karmaşık hesaplamalar yapmak gerektiren bir konudur. Bu anlamda tenkis davası dilekçesi hazırlamak da uzmanlık gerektirmektedir. Saklı payının ihlale uğradığını düşünen bir mirasçının öncelikle tüm tereke mal varlığında kendi payına düşen mirasın yüzde kaçının saklı pay olarak değerlendirildiğini ve mirasbırakanın yaptığı tasarrufların bunu aşıp aşamadığını kolaylıkla tespit edemez. Oysaki saklı payı aşan bir bağışlama yoksa bu sebeple açılan tenkis davası reddedilecektir. Bu sebeple tenkis davasını miras hukukunda uzman bir avukatla yürütmenizi, keza tenkis davası dilekçesinin de uzman bir avukat tarafından hazırlanmasını tavsiye ederiz.

TENKİS DAVASI YARGI KARARLARI

Taraflar arasında görülen tenkis davasında; Davacılar, mirasbırakan babalarının tüm çocuklarının emek ve çalışmalarını birleştirmek suretiyle 1972 yılında dava konusu taşınmazı satın aldığını ancak tapunun mirasbırakan adına değil en büyük oğul olan davalı adına kayıtlandığını, davalının da taşınmazı 50.000 TL bedel göstermek suretiyle dava dışı kişiye sattığını ileri sürerek belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 50.000 TL’den miras paylarına isabet eden 33.300 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemişlerdir.


Davalı, alacak istekli davada genel yetki kuralı gereğince davalının ikametgah mahkemesinin yetkili olduğunu, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, tenkis davası konusu taşınmazı kendi emek ve birikimleriyle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece, davanın tenkis olup, miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle yürürlükte olan düzenlemeye göre tenkise ilişkin zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan gün için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat geldi iş karara bırakıldı.

Dosya içeriğine, göre somut olayda İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, tenkis hükümleri bakımından ise zamanaşımı süresinin geçtiği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğuna göre hükmün onanmasına karar verildi.

Tenkis Davası ve Tapu İptali

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan gün için yapılan tebligat taraflar geldiler


Davacı, mirasbırakanın, dava konusu taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölümü intifa hakkını üzerinde tutarak satış yoluyla mirasçılardan davalıya temlik ettiğini, işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmayan mirasbırakanın kandırılması suretiyle işlemin gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Ayrıca mirasçılardan mal kaçırıldığını, bedeller arasında fark olduğunu ileri sürerek mirasbırakanın yaptığı tapu devir işleminin tenkise tabi kısmının tenkisi ile taşınmazın bütün mirasçılar adına kaydını, aksi halde davalının payı çıktıktan sonra kalanın diğer mirasçılara payları oranında ödenmesini istemiştir.

Dava dışı mirasçılar davaya dahil edilmişler; davacılar vekili ön inceleme duruşmasında, dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı taktirde saklı payları oranında tenkisini istemiştir.

Tenkisin İptali


Davalı, miras bırakanla ilgilenip destek olduğunu, 2007 yılında tayini başka bir yere çıkmış olsa da miras bırakanla ilgilenmeye devam ettiğini, miras bırakanın hukuki ehliyeti haiz olduğunu, işlemin gerçek bir satış olup satış bedelini nakden, geri kalan kısmını ise hizmetiyle ödediğini belirtmiştir. Ayrıca miras bırakanın minnet duygusuyla hareket ettiğini, tenkis isteğinin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Zaten saklı pay sahibi olmayan mirasçıların tenkis isteğinde bulunamayacaklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece, miras bırakanın temlik tarihinde hukuki ehliyeti haiz olduğu Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşılmıştır. Ancak temlikin minnet duygusuyla değil diğer mirasçıların paylarını engellemek amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın tenkis iptal tescil yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Davacı taraf, miras bırakanın işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmayıp kandırılması suretiyle işlemin gerçekleştirildiğini, mirasçılardan mal kaçırıldığını, bedeller arasında fark olduğunu iddia etmiştir. Miras bırakanın yaptığı tapu devir işleminin tenkise tabi kısmının tenkisini istemiştir. Taşınmazın bütün mirasçılar adına kaydını, aksi halde davalının payı çıktıktan sonra kalanın diğer mirasçılara payları oranında ödenmesini istemiştir. Ön inceleme duruşmasında ise dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı taktirde saklı payları oranında tenkisini istemiştir. Ön inceleme duruşmasında mahkemece, tarafların anlaşamadıkları hususların, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin nelerden ibaret olduğu, isteğin ne olduğu saptanmamıştır. Gerekçeli kararda da hukuki niteleme yapılmayarak davanın kabulü ile tenkis, iptal ve tescile karar verilmiştir.

Tenkis Davası

Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar incelendi, Tetkik Hakiminin raporu okundu. Dava, tenkis isteğine ilişkindir.

Davacı, mirasbırakan annesinin taşınmazını kızı olan davalıya bağışladığını, taşınmaz üzerine inşaat yapılmasıyla temlikten haberdar olduğunu, saklı payının zedelendiğini, devrin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını, mirasbırakanın başkaca malı bulunmadığını ileri sürerek tenkis istemiştir.

Davalı, tenkise ilişkin hak düşürücü sürenin geçtiğini, mirasbırakana kendisinin baktığını, mirasbırakanın mallarını çocukları arasında paylaştırdığını, taşınmazın devrinin emeğine karşılık minnet ve şükran duygusuyla yapıldığını belirterek tenkis davasının reddini savunmuştur.

Mahkemece, mirasbırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiği, saklı payı zedeleme kastının olmadığı gerekçeleriyle tenkis davasının reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamadığı tespit edilmiştir. Özellikle mirasbırakan Meryem’in ölüm tarihi itibariyle Türk Medeni Kanunun hükümleri uygulanması gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Tenkis ve Tescil

Taraflar arasında görülen tenkis, tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiştir. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan tensip dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi.


Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tensip, tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ziynet eşyaları ve para için alacak isteğine ilişkindir.


Asıl davada davacı, miras bırakanın maliki olduğu parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini söylemiştir. Temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. Tapu kayıtlarının iptali ve tenkis ile miras payı oranında adına tescilini, birleştirilen davada ise miras bırakanın maliki olduğu taşınmazlarını davalı oğluna devrettiğini belirtmiştir. Ayrıca miras bırakanın ölümü ile davalıda kalan para ve ziynet eşyalarının miras bırakanın terekesinden çıkmadığını belirtmiştir. Bu işlemlerin karşılıksız kazandırma niteliğinde olduğunu, taşınmazların temlik tarihinde miras ehliyetli olmayıp işlemlerin baskı ve tehdit ile yapıldığını ileri sürmüştür. Tapu kayıtlarının iptali ile para ve ziynet eşyaları ile birlikte terekeye iadesini istemiştir.

Mümkün olmadığı takdirde miras payı oranında tenkis, tapu iptali ve tescile, aynı şekilde para ve ziynet eşyalarının miras payı oranında davalıdan tahsiline, mirasta denkleştirme olarak karar verilmesini istemiştir.



Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın maliki olduğu taşınmazlarını bağış suretiyle temlik ettiği görülmektedir. Paydaşı olduğu taşınmazdaki payı davalı oğluna temlik ettiği, miras bırakanın tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.


Somut olayda; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, asıl davada tenkis ve muris muvazaası, birleştirilen davada ise ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayanıldığı görülmektedir.


Hemen belirtmek gerekir ki; asıl davada temliklerin muvazaalı olduğu saptanmak sureti ile davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, miras bırakan taşınmazlarda 1/4 payı temlik ettiği halde davacının dava dışı üçüncü kişilerden temlik aldığı payların da iptal tescil kapsamına alınması doğru değildir.

Asıl dava bakımından taşınmazlar yönünden 1/4 pay üzerinden davacının mirasçılık belgesindeki payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Birleştirilen dava bakımından ise miras bırakanın temlik tarihlerinde ehliyetli olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.