İstanbul merkezli olmakla birlikte Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi, gayrimenkul hukuku alanında kişilere ve kurumlara avukatlık ve profesyonel danışmanlık hizmeti vermektedir.
Powered by seokaos
Ofisimiz kiracı tahliyesi konusunda kiracıların ve taşınmaz sahiplerinin vekili olarak uzman avukat kadrosu ile hizmet vermektedir.
Ofisimiz kiracı tahliyesi konusunda kiracıların ve taşınmaz sahiplerinin vekili olarak uzman avukat kadrosu ile hizmet vermektedir. Bu kapsamda İstanbul Tahliye Avukatı olarak ofisimiz kiracının ihtiyaç sebebiyle tahliyesi, tahliye taahhüdü sebebiyle tahliye, kiracının kira ödememesi sebebiyle tahliyesi gibi birçok dava türünde hizmet vermektedir.
Kiracının tahliyesi, kira sözleşmesinin feshedilmesi ile kiracının tahliyesi durumudur. Kiracı kendi isteği ile tahliye gerçekleştirebildiği gibi kiraya veren de kiracının tahliyesini talep etme hakkına sahiptir.

Kiraya verenin kiracıyı evden çıkarabilmesi için geçerli sebeplerinin olması gerekmektedir. Bu sebeplerden bazıları aşağıda yer almaktadır:
Sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olur ve kiracının tahliyesi gerçekleşir.
Belirli süreli kira ilişkisinde (ki kira sözleşmelerinin %95’i böyledir) kira sözleşmesi kiracı tarafından kiranın sona erdiği tarihten en az 15 gün önce feshedilmediği takdirde bir yıllık süre ile kendiliğinden uzamaktadır. Dolayısıyla tek başına sözleşme süresinin sona ermesi kiracıyı tahliye edebileceğiniz anlamına gelmemektedir.
Kira sözleşmesinin sona ermesi/feshi durumu kiracı ve kiraya veren açısından faklıdır. Haklı fesih sebepleri saklı kalmak kaydıyla;
Ancak aşağıda da detaylı şekilde açıklanacağı üzere 10 yıllık uzama süresinin dolması, kiraya verenin ihtiyacı, kiracının sözleşmeye aykırı davranması, kiracının tahliye taahhüdü vermesi gibi birçok başka tahliye sebebi bulunmaktadır.
Kira sözleşmesinin kiracı tarafından feshi oldukça kolaydır. Bu kapsamda kiracı (Belirli süreli kira ilişkilerinde) kira sözleşmesinin yenilenme tarihinden 15 gün önceye kadar bildirimde bulunarak kira sözleşmesini sona erdirme hakkına sahiptir.
Ayrıca kiracı bu sürelere bağlı kalmaksızın da sözleşmeyi feshedebilir. Bunun için kiracının ihtar çekmesi yeterlidir. Ancak bu durumda kiracı; mal sahibinin bu taşınmazı başkasına kiraya vermesi için gerekli süre kadar sözleşmeden sorumlu olmaya devam eder.
Dolayısıyla örneğin sözleşmenin bitmesine 6 ay kala sözleşmeyi fesheden kiracı, bu taşınmazın kiraya verilmesi için gerekli süre 2 aysa, sözleşmeden 2 ay boyunca sorumlu olur. Ancak örneğin fesih bildiriminden 40 gün sonra taşınmaz için yeni kiracı bulunursa, eski kiracı kalan 20 günden sorumlu olmaz
Kiracı tahliye avukatı; kira hukuku alanında yeterli bilgi birikimine sahip ve kiracı tahliyesi dosyaları ile ilgilenmiş olan alanında uzman avukattır. İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi olarak bünyemizde yer alan uzman kiracı tahliye avukatlarımız ile kiracı veya taşınmaz sahibi olan tüm müvekkillerimize hizmet vermekteyiz.
Avukat olmadan da tahliye davası açılabilir ve takip edilebilir. Ancak tahliye davasında sürecin doğru bir şekilde ilerleyebilmesi, talep ve savunmaların eksiksiz, zamanında ileri sürülebilmesi amacıyla avukat ile takibi önem arz etmektedir. Tahliye süreci kiracı açısından kolay değildir ayrıca kiraların artmış olduğu mevcut dönemde yeni bir yere taşınmak çok daha zordur. Bu sebeple kiracının ve kiraya verenin tahliye davasında yanlış/eksik bir şey yaparak hak kaybına uğramaması açısından süreci avukat ile takip etmesi çok önemlidir.
Kiracı tahliye davası, kiralanan gayrimenkulün malikleri tarafından açılan ve kiracının tahliyesinin talep edildiği davadır. Kiraya veren, belirli süreli kira sözleşmelerinde haklı nedenler olmadıkça ve kiracı talep etmedikçe 10 yıllık kira uzama süresi boyunca kiracıyı tahliye edememektedir. 6 aydan kısa süreli sözleşmelerde ise süre bitimi ile kira sözleşmesini feshederek tahliye davası açabilmektedir.
Kiracının tahliye davası açıldıktan sonra kararın verilmesi ve tahliye süreci değişkenlik gösterebilmektedir. Davanın sebebine, mahkemenin yoğunluğuna, kararın istinaf edilmesine bağlı olarak 6 ay ile 2 sene arasında değişkenlik gösterebilmektedir. Ancak kimi durumlarda bu sürelerin daha fazla veya daha az olduğu da görülebilmektedir.
Kiraya veren ve kiracı arasında kira sözleşmesinin imzalanması ile taraflar açısından birtakım haklar ve yükümlülükler ortaya çıkacaktır. Kiraya verenin kira sözleşmesini feshetmesi ve kiracıyı tahliye etmesi hakkı da bazı durumlarda mevcuttur. Bu durumlar genel olarak aşağıda sayılmaktadır:
Kiracı, kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra taşınmazı ne zaman tahliye edeceğine dair kiraya verene tahliye taahhütnamesi verebilmektedir. Bu durumda kiracı, taahhüt ettiği zamanda taşınmazı tahliye etmekle yükümlüdür. Bunun için tahliye taahhüdünde belirtilen süre geldikten sonra 30 gün içerisinde icra takibi başlatılabilir. Kiracının itiraz etmek için 7 günü vardır. Bu sürede icra takibine itiraz edilmezse icra takibi kesinleşir ve kiracıyı dava açmadan tahliye etmek mümkün olmaktadır.
Ancak kiracı imzaya veya sair hususlara itiraz ederse, itirazın mahiyetine göre dava açılmak durumundadır. Özellikle noterden verilen tahliye taahhütlerinde bu sürecin çok daha hızlı ilerleyeceğini belirtmek gerekir.
Bu gibi uyuşmazlıklarda en önemli sorun tahliye taahhütnamesinin geçerli şekilde yapılmış olması noktasında toplanmaktadır. Tahliye taahhütnamesinin geçerliliği için Kanunda aranan şartlar şunlardır:
Tahliye taahhütnamesi, kira sözleşmesinin akdedilmesinden sonraki günlerde kiracı tarafından kiralanan taşınmazı tahliye edeceğine dair vermiş olduğu tek taraflı irade beyanıdır. Tahliye taahhütnamesinin varlığı durumunda kiracı taşınmazı tahliye etmeyi taahhüt ettiği tarihte kiralananını teslim etmekle yükümlüdür. Ancak tahliye taahhütnamesine rağmen kiracı çıkmıyorsa icra takibi başlatılabilir veya direkt tahliye davası açılarak kiracının tahliyesi talep edilebilmektedir.
İhtiyaç sebebiyle tahliye davası, kiraya verenin veya yakınlarının kiralanan taşınmaza ihtiyacının gerçek, samimi ve zorunlu olması durumunda kiracının tahliye edilmesi için kiraya veren tarafından ikame edilen davadır. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması ve mahkeme tarafından anlaşılması üzerine kira sözleşmesi sona ererek kiracının tahliyesi gerçekleşmektedir.
Bu gibi hallerde açılacak olan dava kira sözleşmesi belirli bir süre için yapılmışsa o sürenin sonunda; kira sözleşmesinde herhangi bir süre belirlenmemiş ya da kira sözleşmesi kendiliğinden uzamışsa fesih bildirim süresine uyarak bir ay içerisinde açılabilir.
Bilindiği üzere konut veya işyeri maliki bulunan kişiler, gayrimenkulü kiraya vermiş olsalar bile söz konusu taşınmaz satış veya başka bir işlem neticesinde el değiştirebilmektedir. Bu gibi durumlarda çoğu zaman taşınmazın yeni sahibi olan kişi, kiracıyı tahliye ederek evi ya da işyerini bizzat kullanmak istemektedir. Yeni malik dediğimiz bu kişi yalnızca kendi ihtiyaçları için değil; eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kullanma ihtiyacı bulunduğu hallerde de kiracıya karşı tahliye davası açabilmektedir.
Kiralanan gayrimenkulün el değiştirmesi durumunda yeni malik ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açabilmektedir. Bu davayı açmak için 2 farklı yol vardır;
Böylece yeni malik ihtar ve dava sürelerine uyarak tahliye davasını ikame edebilme hakkına sahiptir.
Kira akdinin tarafı olan kiraya veren ve kiracının sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan birtakım yükümlülükleri mevcuttur. Kiracının bu yükümlülüklerinden biri de kira bedelini ödeme yükümlülüğüdür. Kiracının kiralananı kullanmasından kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü aynı kira yılı içerisinde iki kere yerine getirmemesi durumunda kiraya verenin tahliye hakkı doğmaktadır. Kira borcunun ödenmemesi durumunda kiracıyı tahliye etmenin iki farklı yolu vardır:
İsimleri itibariyle farklı şekilde adlandırılsa dahi bu iki yöntem de kira borcunun ödenmemesi durumlarında uygulama alanı bulmaktadır.
Bir aylık kira borcunu ödemeyen kiracı hakkında tahliye talepli icra takibi başlatılabilmektedir. Bu durumda icra müdürlüğü tarafından kiracıya bir ödeme emri gönderilmekte, ödeme emrinde borcun 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiği bildirilmektedir.
Kiracı ödeme emrini aldıktan sonra 7 gün içerisinde bu takibe itiraz edebilmektedir. Eğer 7 günlük süre içerisinde itiraz edilmezse Kiraya Veren, kiracıya karşı haciz imkânını kullanabilecektir. Kiracının itiraz ettiği durumda ise (6 ay içinde) İcra mahkemelerinde itirazın kaldırılması ve tahliye davası açılması gerekmektedir.
Bu yöntemin avantajlı yanı; tahliye davası kazanıldığında icra takibine devam ederek kiracının malvarlığına haciz koyulabilmekte ve kiracı tahliye edilebilmektedir. Dolayısıyla Kiraya verenin alacağına kavuşması noktasında en hızlı yöntemin tahliye talepli icra takibi başlatmak olduğunu söylemek mümkündür.
Kiracı icra takibine itiraz etsin ya da etmesin 30 gün içerisinde kira borcunu ödediği takdirde kendisini tahliye etme imkânı kalmayacaktır. Ancak bu noktada da icra takibi başlatılmış olması sebebiyle taşınmaz sahibi kira alacağını faiziyle birlikte tahsil etmiş olmaktadır.
Kiracı, kira sözleşmesinden kaynaklanan kira bedellerini ödemekle yükümlüdür. Ancak kiracının kira bedeli ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda kiraya veren tarafından ödemeye ilişkin ihtar çekilebilmektedir.
Kiraya veren aynı kira yılı içerisinde kiracıya yazılı olarak iki haklı ihtar çekmesine dayanarak tahliye davası ikame edebilme hakkına sahiptir. Böylece kiraya veren ödemede temerrüde düşen kiracının tahliyesi talep edilebilmektedir. İki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası sözleşme süresinin bitiminden itibaren 1 ay içerisinde açılmalıdır.
Kiracı bu ihtarlara dayanarak kira borcunu ödemiş olsa dahi tahliye davası açılabilmektedir. Ödemenin yapılması davanın açılmasına engel olmamaktadır.
Örnek: 19.02.2022 kira başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira akdinde kiracı Nisan ayına ilişkin kira borcunu ödememiştir. Bunun üzerine kiraya veren tarafından yazılı bir şekilde ihtar gönderilmiştir. Kiracının Haziran ayında da borcunu ödememesi üzerine kiraya veren tarafından icra takibi başlatılmıştır. (İcra takibi de ihtar olarak sayılmaktadır.) Bunun üzerine kiracı ağustos ayında tüm kira borçlarını ödemiştir. Ancak kiraya verenin 19.02.2023 tarihi itibari ile bir ay içerisinde tahliye davası açabilme hakkı devam etmektedir.
Taşınmaz kiraya verildikten sonra gayrimenkulde birtakım inşa faaliyetleri gerçekleştirme ihtiyacı gündeme gelebilmektedir. Kiralanan taşınmazın tadilatı sebebiyle kiralananın kullanılamayacak halde olması durumunda kiraya veren kiracının tahliyesini talep etme hakkına sahiptir. Tadilatın kiralananda yaşamayı engelleyecek boyutta olmadığı durumlarda ise kiracının tahliyesi talep edilememektedir.
Kira akdi kurulduktan ve kiralanan teslim edildikten sonra kiracının iflas etmesi durumunda kiraya veren kira bedellerine ilişkin güvence verilmesini talep edebilir. Kiracının kiraya verene güvence vermemesi durumunda kiraya veren derhal kira akdini feshederek tahliye davası açma hakkına sahip olmaktadır.
Kira sözleşmesi kira ilişkisinin süresi belirlenmiş olabilmektedir. Bu süre geçmesine rağmen kiracı sözleşmeyi sona erdirmediğinde sözleşme kendiliğinden bir yıl daha uzamaktadır. Kiracı her yılın sonunda sözleşmeyi sona erdirme imkanına sahipken taşınmaz sahibinin böyle bir hakkı bulunmamaktadır.
Ancak kiraya verenin haklı nedenle fesih sebepleri olmaksızın kira ilişkisini feshedebilmesi için yalnızca 10 yıllık kira uzama süresinin dolmuş olması gerekmektedir. 10 yıl sürenin dolması akabinde kiraya veren 10 yıl sebebiyle tahliyesi davası ile kiracının tahliyesini talep edebilmektedir.
Bu hakkın kullanılabilmesi için 10. uzama senesinin bitimine en az üç ay kala kiracıya ihtar gönderilmesi gerekmektedir. İhtarı almasına rağmen taşınmazdan çıkmayan kiracıya kira yılının bitiminde tahliye davası açılabilmektedir.
5 yılını dolduran kiracı için özel bir tahliye yolu mevcut değildir. Yalnızca haklı fesih sebepleri ile mümkün olabilmektedir. Ancak kira ilişkisinin 5 yılı doldurması ile kiranın rayiçlerine uyarlanması amacıyla kira tespit davası açılabilmesi mümkün hale gelmektedir.
Kira ilişkilerinde kiracı ve kiraya verenin kira sözleşmesinden ve kanundan kaynaklanan yükümlülükleri mevcuttur. Kiracının bu yükümlülüklerinden biri de kiralananı özenle kullanmadır. Kiracıların kiralanan taşınmazı özensiz kullanmaları sebebiyle kiraya verenler büyük zararlarla karşı karşıya kalabilmektedirler.
Bu sebeple kiracıların kiralanan taşınmazı özenle kullanma yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde kiraya verenler haklı nedenle kira sözleşmesini feshedebilir ve kiracıyı tahliye edebilme imkanına sahip olurlar.
Örneğin: Kiracı, kiralamış olduğu taşınmaza bilerek ve isteyerek ağır bir zarar verirse kendisine hiçbir uyarıda bulunmaksızın kira sözleşmesi feshedilebilmektedir. Sözleşme feshedildikten sonra kiracı kendi rızasıyla taşınmazdan çıkmazsa kiracıya karşı tahliye davası açılabilmektedir.
Kiracı kiralanan taşınmaza karşı özenle davranmakla ve komşuları rahatsız etmemekle yükümlüdür. Kiraya veren, kiracının kiralanan taşınmazda komşuların huzur ve sükûnlarını bozacak davranışları sebebiyle kiracının tahliyesini talep etme hakkına sahiptir. Bu durumda kiraya veren öncelikle kiracıya bildirimde bulunarak 30 gün içerisinde bu rahatsızlığın sona erdirilmesini talep eder. Bildirime rağmen kiracının komşuları rahatsız etmeye devam etmesi halinde kiracının tahliyesi talep edilir.
Kiracı taşınmaz sahibinin rızasını alarak gayrimenkulün bir kısmını veya tamamını başkasına kiraya verebilmektedir. Buna alt kira ilişkisi, ikinci kiracıya ise alt kiracı denmektedir. Alt kira ilişkisinin geçerli olması için taşınmaz sahibinin yazılı şekilde rızasının alınması gerekmektedir. Kiracı, taşınmazı başkasına kiraya vermek yerine yalnızca kullanma hakkını da devredebilmektedir. Bu durumda da taşınmazın sahibinden yazılı rızanın alınmış olması zorunludur.
Kiracı, taşınmaz sahibinin yazılı şekilde rızasını almaksızın kiralananı başkasına kiraya verir ya da kullanma hakkını devrederse taşınmaz sahibi kendi kiracısına tahliye davası açabilmektedir. Tahliye davası kazanıldığı takdirde alt kiracı da taşınmazdan çıkmak zorunda kalmaktadır.
Kiracının ölmesi halinde kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermemektedir. Kira sözleşmesinin tarafı olan kiracının vefat etmesi durumunda kira sözleşmesi kiracının mirasçılarına intikal etmektedir. Kiracının vefatı ile birlikte artık mirasçılar, kiralanan taşınmazda oturan kişiler kiracı sıfatına haiz olacaktır. Yani ölen kiracı ile hangi şartlar üzerinde anlaşılmışsa sözleşme yine aynı şartlar çerçevesinde devam etmektedir. Yeni kiracılar sözleşmenin şartlarına uygun davranmadıkları takdirde bu kiracılara karşı tahliyesi davası açılabilmektedir.
Kiracı taşınmaz sahibinin yazılı rızasını alarak kira ilişkisini başkasına devredebilmektedir. Bu yazılı rıza alınmadan yapılan devir işlemi geçersiz olmaktadır. Bu durumda kira ilişkisinin devrine rıza göstermeyen taşınmaz sahibi tahliye davası açarak kiracıyı tahliye edebilmektedir.
Ancak işyeri kiralarında Mal sahibi, kiracının sözleşmeyi devretmesine müsaade etmek zorundadır. Ancak her halükarda devreden kiracı, sözleşmeden 2 yıl boyunca sorumludur.
Kira akdinin sözlü olarak kurulduğu durumlarda kira sözleşmesinin varlığının ispatı zor olabilmektedir. İspat açısından kiracının kira bedeli ödediğine dair banka dekontu, kiraya verenin mülk sahibi olduğuna dair tapu belgesi ispat mahiyetinde sayılabilmektedir. Kiraya veren, kiracının kendi hesabına göndermiş olduğu kira bedellerine ilişkin dekontlar ile tahliye davasına başvurabilmektedir.
Kira sözleşmesi yapıldıktan sonra ortaya çıkan yeni şartlar kira ilişkisinin sürdürülmesini taşınmaz sahibi için çekilmez hale getiriyor olabilmektedir. Bu tarz durumlara savaş, ekonomik kriz gibi olaylar örnek gösterilebilir. Dikkat edilirse burada taşınmazın sahibini zor durumda bırakan olayın ortaya çıkmasında kiracının bir kusuru bulunmamaktadır. Bu gibi hallerde de tahliye davası açarak kiracı tahliye edilebilmektedir.
Ancak uygulamada bu tarz durumlara çok sık rastlanmadığını da belirtmek gerekir.
İşyeri (Ofis ve Dükkan) kiracısı ile ev kiracısının tahliye şartları genel olarak benzerdir. Zira kanun bazı istisnaları saymazsak işyeri ve konut kirası arasında fark öngörmemektedir. Fakat ihtiyaç sebebiyle tahliye davasında dükkân sahibinin ihtiyacının samimi, zorunlu ve gerçek olması şartının ispatı daha zordur.
Ev kiralayan kişinin de başka bir konutta kiracı olması ihtiyaç sebebiyle tahliye için geçerli sebep sayılabilirken dükkân sahibinin başka bir dükkânda kiracı olup kendi İşyerine (Ofis / Dükkan) ihtiyaç duyması durumunda ihtiyaç ve kiralanan dükkânın ihtiyacı karşılayıp karşılamaması detaylı olarak incelenmektedir.
Ev ya da dükkân sahibinin kiralanan taşınmazda bulunan kiracıyı en kolay ve en hızlı şekilde tahliye edebilmesi için uzman avukatlara danışması ve hizmet alması gerekmektedir. Herhangi bir sürenin kaçırılması durumunda sürecin uzaması ve aleyhe olarak ilerlemesi kaçınılmazdır. Bu sebeple hak kaybına uğramadan en kolay ve en hızlı tahliye süreci avukatlar yardımı ile mümkün olmaktadır.
İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi olarak bünyemizde yer alan yeterli bilgi birikimine sahip uzman kiracı tahliye avukatlarımız ile sürecin en kolay ve en hızlı şekilde ilerleyebilmesi açısından müvekkillerimize hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermekteyiz.
Tahliye davaları davanın konusuna, görüldüğü yer mahkemesinin yoğunluğuna, kararın istinaf yolu açık olarak verilip verilmediğine, tarafların sayısına, delillerin toplanmasına, itirazlara ve daha birçok faktöre bağlı olarak değişebilmekte olduğundan net bir süre verebilmek pek doğru olmamaktadır. Ancak ortalama olarak 5 ay ile 2 sene arasında değişebilmektedir.
Kiracı tahliye avukatı; kiraya veren tarafından açılan tahliye davalarında kiracının veya kiraya verenin avukatlığını yaparak hukuki destek verir. Tahliye davası öncesi ve sırasında arabuluculuk, noter, mahkeme vb. durumlarda müvekkillerine destek olur ve temsil eder. İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi olarak uzman kiracı tahliye avukatlarımız ile hem kiracı hem de kiraya veren müvekkillerimize her konuda güvenilir ve özenli bir şekilde hizmet vermekteyiz.
Kiracı tahliyesi davalarında avukatlık; yapılan işe, dosyanın konusuna, işin karmaşıklığına, sürece, avukatın uzmanlığına ve avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenmektedir.
Kiracının tahliyesi davası genel olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılmaktadır. Ancak icra hukuk mahkemelerinin görevli olduğu durumlar da bulunmaktadır.
İstanbul merkezli olarak hizmet veren İstanbul Gayrimenkul hukuk Merkezi, bünyesinde yer alan en iyi kira hukuku avukatları ile kiracının tahliyesi davalarında İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’de ve yurt dışında bulunan müvekkillerine güvenilir ve kaliteli hizmet vermektedir.
“Her şeyden önce beni mutlu eden husus ilgili ve samimi yaklaşımları.Yaratıcı bakış açılarıyla da görmediğiniz noktalara dikkatinizi çekiyorlar.Gayrimenkul avukatına ihtiyacı olan herkese tavsiye ediyorum.”
“Davalarınızı güvenle teslim edebileceğiniz bir ekip. Kendileri gerek dava öncesi gerekse de dava esnasındaki bilgilendirmeleriyle güvenli bir rotada ilerlememizi sağlıyorlar.”
“Yabancı şirketlerin gayrimenkul operasyonlarına ilişkin hukuki yönlendirmeleri sayesinde oldukça verimli bir çalışma ortamı yakaladık.Yalnızca hukuk değil aynı zamanda gayrimenkul bilgisine de sahip oldukları için artık bizim için vazgeçilmez bir çalışma ortağı oldular.”
“Annemin kiracısı ile ilgili sorunlarına çare ararken bulduğum avukatlık firması. Geri dönüş yaptıkları gibi aynı zamanda, başlattığımız hukuki sürecinin de öncüsü oldular. Anneme, halen devam eden bu süreçte hukuki danışmanlık sağlıdılar. Her türlü olasılık ve atılacak adım ile ilgili de bilgilendirildik ve daha kazanıldı. Çok teşekkür ederiz!”
“Oğuz bey çok ilgili ve beyefendi, kendisine teşekkür ederim”
“Teşekkür ve önerimdir. Kiracısı olduğum konutla ilgili sorunumu ön koşulsuz, maddi bir talepte bulunmadan dinleyip yönlendirme aldım. Bunun adı danışmanlıktır ve gerçekten karşılığı olması gerekirken herhangi bir talepte bulunmadılar. Hukuki konuda hizmete ihtiyacım olduğunda mutlaka kendileriyle çalışma arzusundayım.”
“Hızlı dönüş,özveri,samimiyet daha ne olabilir ki kesinlikle tavsiye ediyorum çok teşekkür ederim ilginize sorularımın cevabının bir telefon kadar uzagimda olduğunu bilmek cok guzel bunun mimarı da sizlersiniz. Sevgiyle kalın”
“Yakın ilişkiler içinde olduğum avukat arkadaşlarınmızdan görmediğimiz ilgi, samimiyet ve yardımı Oğuz Bey ve ofisinden gördük. Hem gerçek bir profesyonellik hem de çağımızda çoktan kaybolup gitmiş olan insani duyarlılık... ikisi de onlarda fazlasıyla mevcut. Cok duygulandim, nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Varolsunlar.”
“Oğuz bey çok dürüst ve beyfendi kişiliği ile hem işlerimizi çabuk halletti hemde bizi memnun etti kendisine çok teşekkür ediyorum”
“Emlak konusunda yaşadığım bir sıkıntı için e-posta yoluyla soru sormuştum. Birkaç saat içinde telefonla aradım. Engin bilgi ve tecrübeleriyle bana yardımcı oldular. Kendilerine tekrar teşekkür ederim.”
Deneyimli ve uzman ekibimizle tanışın. Her biri kendi alanında lider olan avukatlarımız, hukuki sorunlarınıza etkili ve yenilikçi çözümler sunmak için burada. Birlikte çalışarak, en karmaşık davalarda bile başarıya ulaşmayı hedefliyoruz.
İstanbul merkezli olmakla birlikte Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi, gayrimenkul hukuku alanında kişilere ve kurumlara avukatlık ve profesyonel danışmanlık hizmeti vermektedir.
Powered by seokaos